- Ekmek ve Çiçek - Nun ve Goldoon - A Moment Of İnnocence Filmi
Nun va Goldoon: İnsana şiirin yalnız kitaptan okunmayacağını öğreten film
+Sevdiğin biri var mı?-Evet.
+Seni seviyor mu?
-Evet.
+Söyledi mi peki?
-Hayır.
+Nereden biliyorsun?
-Her seferinde kitaplarımı geri verirken içine çiçek koyuyor.
+Hepsini okuyor mu?
-Elbette okuyor.
+Öyle mi? Sordun mu ona?
-Önemli yerlerin altını çizdiğini görebiliyorum.
+O da insanlığı kurtarmak istiyor mu?
-Evet.
+Nereden biliyorsun?
-Altını çizdiği cümlelerden...
İnsanlık tarihinin en özel temaları aşk, merhamet ve hayal kırıklığı son sahnede çarpıcı bir şekilde özetleyen anlamlı bir film.Yukardaki zarif insan duygularını belirten onlarca cümle gibi, diyalokların olduğu bir film için bu cümle yerindedir diye düşünüyorum.
Filmde yıllar önce ünlü yönetmenden kendisini bir filminde oynatacağına dair söz alan bir polis memurunun hikayesini anlatıyor.
40 yaşındaki eski bir Polis memuru, Mohsen Makhmalbaf'ın filminde rol almak için Tahran'a evine kadar gider ve ona verdiği sözü hatırlatan polisin davranışı karşısında duygulanan Makhmalbaf filmi çekmeye karar verir. Filmin konusu da aslında filmin çekilme sebebinin kendisi yani onu bu sözü vermeye iten olaylar dizisi, yani yönetmenin yirmi yıl önceki yaşamış olduğu olayla hesaplaşmasını konu ediniyor.
Gerçekliğin yeniden inşası
Mohsen Makhmalbaf’ın 1970’lerde henüz 17 yaşındayken Şah karşıtı bir gösteride bir polisi bıçaklayıp uzun yıllar hapishanede kalmış ve aynı polise, bir gün onu çektiği bir filmde oynatacağına dair söz vermişiliğini anlatan yarı oto biyografik bir film. Bu olaydan 20 yıl sonra, yani Makhmalbaf ünlü bir yönetmen olduğunda ne yapıp edip özür dilemek için yaraladığı polis memurunu bulup ve o gün aralarında geçenlere dair bir film yapmayı kafasına koyar. En son bu iki karakterin yolları İslam Devriminden sonra kesişir ve gençliklerinde yaşadıkları olayları canlandırmaları için diğer oyuncuları birlikte seçmeye başlarlar. Ama gerçek hayattan farklı olarak kavga etmeyecek, birbirlerine ekmek ve çiçek sunacaklardır.
Bilindik belgesel formatlarından uzaklaşarak, geçmişe yönelik belgesel film çekmenin ne kadar zor olduğunu bilerek Mahmalbaf, bu benzersiz hikayeyi yeniden canlandırma yoluna gitmiş. Dönemin İran sinemasında sıkça görülen bir teknik olarak kurgu ve gerçeği birbirine yedirmiş. Biyografi, belgesel ve kurmacayı bir araya getiren yani oyun içinde oyun denebilecek bir yapım. Filmin içinde film çekildiği,hikaye içinde hikaye anlatılıyor. Ve bütün oyuncuların kendilerini oynadıkları misal filmde Mohsen Makhmalbaf'ın kuzeni olan ve gençliğini oynayan çocuğun aşık olduğu kız var. Film 1995 yılında çekilmiş olmasına rağmen devrim akabinde İran sinema sektöründe vuku bulan sansürleme hadiselerinden dolayı İran'da vizyona girmesi mümkün olmamış yani film İran’da yasaklanmış. İlk olarak Paris'te gösterime girmiş ve yurtdışında büyük övgüler almıştı. 3 yıl sonra yani 1998'de ancak İran'da gösterilme imkanı bulabilmiştir.
Yönetmenin sevdiği kız, mahalleyi korumak için görevli polisin önünden geçen bir öğrencidir. Kız polisten her zaman saat yada bir adres sorar soracak, gençte polisin silahını almaya çalışacak. Plan öyle gitmiyor ve polis bıçaklanıyor. Polis, kızın kendisine aşık olduğunu düşünmeside çarpıcı bir başka açı. Polis ondan hoşlanıyor ve ona çiçek almış ama verememiş, heyecanlanmış veya unutuyordur. Ve başka bir çarpıcı durum, polis kendisine saati soran kadının aslında yönetmenin yanında ki kız olduğu gerçeğini film çekilirken anlıyor ve küsüp seti terk ediyor. Film tamamlanıyor ama yönetmenin ve polisin başından geçtiği şekilde değil. Polisi oynayan genç o anda sevdiği kızı vurmak istemiyor ve çiçeği uzatıyor. Genç yönetmen ise ekmeğin altına sakladığı bıçağı bırakıp ekmek uzatıyor yani film en son gençlerin fikirlerini, mücadele yöntemlerini yansıtarak bitiyor.
Sinemanın doğası, sinemada gerçeğin ve tarihin temsili üzerine derin düşüncelere dalan ve daldıran bir film. Film, üslubunu ağırlaştırmadan sinemanın kendisine dair ciddi sorgulamalar barındırırken, adına ihanet etmiyor, çok saf ve masum bir kareyle sona eriyor tıpkı 400 Blows (1959)’un finalini andırırcasına.
İran sinemasının karakteristik özelliklerinden biri olan naiflik ve sükunetten bolca nasiplenen film konu itibari ile olay örgüsünün sadeliğine zıt olarak pek çok şey barındırmaktadır.
- Yönetmen: Mohsen Makhmalbaf
- Senaryo: Mohsen Makhmalbaf
- Görüntü Yönetmeni: Mahmoud Kalari
- Kurgu: Mohsen Makhmalbaf
- Müzik: Madjid Entezami
- Ses tasarımcısı: Nezamodin Kiaie
- Süre: 78 dk
- Tür: Dram, Duygusal, Komedi, Romantik
- Yapım: 1996,Fransa,İran
- Vizyon Tarihi:13 Ağustos 1996 (İsviçre)
- Yapımcı: Abolfazl Alagheband
- Yapım Şirketi: Mk2 Productions
- Dünya Hakları: Films Distribution
- Dil: Farsça; İngilizce, Türkçe altyazılı
- IMDB Puanı:7.7
- Çekim Yeri:Tehran, İran
- Nam-ı Diğer: A Matter of Innocence, Ekmek ve Çiçek
- Oyuncular:
- Mirhadi Tayebi, Polis
- Mohsen Makhmalbaf, Yönetmen
- Ali Bakhsi,Genç Yönetmen
- Ammar Tafti, Genç Polis
- Maryam Mohamadamini, Genç Kadın
- Moharram Zaynalzadeh
Tek Bir Soruyla Oyuncu Seçimi
Kendi gençliklerini oynayacak oyuncuları seçme işi ise kendilerindedir.Polis kendi gençliğini oynayacak gence kendi gözüyle olanları anlatırken, Yönetmen de aynı şekilde olayları kendi perspektifinden gençliğini oynayacak oyuncuya aktarıyor.
Yönetmen Makhmalbaf, 17 yaşında Şah rejimine karşı isyan etmiş ve bu isyanını çok ileri düzeylere taşıyıp bir polisi bıçaklaması sonucu uzun yıllar hapiste kalmış bir gencin hikayesini filmleştirmek istemektedir. Bu hikayede senaryo, Makhmalbaf’ın gerçek hayatta yaşadıklarının bir uyarlamasıdır. Filmdeki yönetmen rolündeki oyuncu da yine Makhmalbaf’ın ta kendisidir. Yani aslında Makhmalbaf’ın amacı gençlik yıllarına gidip ideolojilerini filmin içinde bir film senaryosuyla vererek geçmişi en iyi şekilde günümüze yansıtabilmektir.
Yönetmen oyuncu seçimiyle film çekim aşamalarına başlamıştır. Gençliğini canlandıracak oyuncu bulmak için, sorusuna aldığı tek bir cevap aradığı oyuncuyu bulmasına yetmiştir. Genç çocuktan ne bir diyalog canlandırmasını istemiş ne de oyunculuk deneyimiyle ilgili bir soru sormuştur.
— Büyüyünce ne olmak istiyorsun?
— İnsanlığı kurtarmak istiyorum.



